1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

“Maestro” Ennio Morricone 91 yaşında hayatını kaybetti

Gönderilme zamanı: Pzt Tem 06, 2020 5:27 pm
gönderen birali
“Maestro” Ennio Morricone 91 yaşında hayatını kaybetti


Pek çok ünlü filmin müziklerinde imzası bulunan, Oscar ödüllü besteci Ennio Morricone, İtalya’nın başkenti Roma’da hayatını kaybetti.

İtalyan haber ajansı ANSA, Morricone’nin Roma’daki evinde düştükten sonra bir kliniğe yatırıldığını, ancak müdahalelerin kendisini kurtarmaya yeterli olmadığını yazdı.


“Bütün zamanların en iyisi”

Usta besteci Morricone, kariyeri boyunca 500’den fazla film ve dizi için müzik besteledi. Kariyerinin başında ortak çalıştığı yönetmen Sergio Leone’nin “A Fistful of Dollars”, “The Good, The Bad and The Ugly”, “Once Upon a Time in America” gibi başarılı filmlerin müziklerini yapan Morricone, 2016 yılında Quentin Tarantino’nun “Hateful Eight” filmi için yaptığı beste ile Oscar’ı kazandı.

Daha önce beş kere Oscar’a aday gösterilen Morricone’nin bir de Onur Oscar’ı bulunuyor.

Morricone’nin 1986 yılında “The Mission” filmi için yaptığı müzik, Variety dergisinin 2012 yılında yaptığı bir ankette “bütün zamanların en iyi film müziği” seçilmişti. Morricone’nin “Days of Heaven”, “Bugsy”, “Cinema Paradiso”, “The Untouchables”, “La Cage aux Folles” ve “Battle of Algiers” filmleri için yaptığı müzikler de klasikler arasında sayılıyor.


Ölümüyle İtalyan müzik dünyasını yasa boğan Morricone ülkenin en prestijli film ödülü David di Donatello‘yu 11 kere kazandı.

“Müzik, duyulunca güzeldir”

“Maestro” lakaplı besteci, 1995 yılında BBC belgeseli için verdiği demeçte, “En iyi film müziği duyabildiğiniz müziktir. Duyamadığınız müzik ne kadar güzel olursa olsun, kötü film müziğidir” demişti.

Hollywood filmleri için müzik yapsa da doğduğu yer olan Roma’da yaşamaya devam etti ve mecbur kalmadıkça Los Angeles’a seyahat etmedi. İngilizce de öğrenmeyen Morricone, bir Hollywood yapımcısının onun için Los Angeles’da ev alma teklifini de reddetmişti.

Buna karşın, Morricone Amerika’da da çok sevilen ve her daim popülaritesini koruyan bir isim oldu. Müzik sektörünün Renee Fleming, Bruce Springsteen, Yo-Yo Ma ve Metallica’nın da içinde bulunduğu önemli isimleri 2007 yılında Morricone için “Hepimiz Ennio Morricone’yi Seviyoruz” isimli bir “övgü albümü” çıkardı.


Altı yaşında bestekar

Morricone 10 Kasım 1928’de, Roma’nın işçi mahallelerinden birinde dünyaya geldi. Babası Mario gece kulüplerinde trompet çalan bir müzisyendi, bu enstrümanı oğluna genç yaşlarda öğretti. İlk bestesini altı yaşında yapan Morricone, 14 yasında Santa Cecilia Konservatuarı’na kaydoldu. Gündüzleri klasik müzik eğitimine devam ederken akşamları da hasta babasının yerine kulüplerde trompet çalıyordu.

Film müziği sektöründe az zamanda çok eser verip ünlenen Morricone, 1964 yılında beyaz perdede gösterilen “Fistful of Dollars” filmi için yaptığı müzikle film sektöründe aranan bir isim olmaya başlamıştı.

Medyascope Dan ALINTIDIR


Re: “Maestro” Ennio Morricone 91 yaşında hayatını kaybetti

Gönderilme zamanı: Pzt Tem 06, 2020 11:41 pm
gönderen birali
Alıntıdır..1+1 den
Masamda oturur ve yazarım
6 Temmuz’da, 91 yaşında yitirdiğimiz Ennio Morricone o denli harika bir besteciydi ki, dünyanın her yerinde film müziği denince ilk akla gelen isim olmayı başardı. 1997’de, Roll’un ilk özel sayısında yayınladığımız kısa söyleşi derlemesini buraya alırken, anısı ve ölümsüz eserleri önünde saygıyla eğiliyoruz. Roll’da şu satırları yazmıştık onun için:
“Kırbaç şaklamaları, uzaktan duyulan çığlıklar, zamansız çan sesleri, vahşi gitar iniltileri, monoton timpaniler, soğuk korolar, ‘Bir Avuç Dolar İçin’, ‘İyi, Kötü ve Çirkin’… Evet, 60’lı yıllarda Sergio Leone imzalı spagetti-western’lerin bu kadar sevilmesinde efsanevi kompozitör Ennio Morricone’nin payı büyük. Yalnız ‘İtalyan tipi’ kovboy filmlerine değil, bazı Pasolini filmlerine, ‘The Mission’a, ‘Bir Zamanlar Amerika’ya (yine Leone), ‘Sacco and Vanzetti’ye (unutulmaz ‘Here’s to You’, Baez, Moustaki) de dokunmuşluğu var Morricone’nin. Dile kolay, 300 civarında filmin müziği ona ait… Paul Anka’dan Pet Shop Boys’a kadar ortak işler çıkardığı pop müzisyenlerinin yanısıra Clash’ın, Nick Cave’in, punk’a bulaşmış birçok müzisyenin etki alanına giriyor Morricone. Bir kısa söyleşi ve Morricone’nin dünyasına bir kısa giriş…”
Resim

Siz de Palma, Pasolini, Bertolucci, Roland Joffé, Sergio Leone gibi yönetmenlerle çalıştınız. Bir İtalyan besteci için fazla ünlüsünüz.

Ennio Morricone: Doğru.

Peki bu konuda neler hissediyorsunuz?

Tabii ki mutluyum. Film müziği yazmaya başlamadan önce de beste yapıyordum zaten. Klasik müzik besteliyordum, filmlerin tamamen dışında yer alan oda müzikleri, koro müzikleri. Sinemanın dışında da müzik yazdım ve yazmaya devam ediyorum.

Filmler için yazdığınız müzikleri klasik olarak mı, popüler olarak mı nitelersiniz? Bunlar çok da klasik müzik formatına bağlı değiller.

Birçok parçayı klasik diye nitelendirebilirim. Yaptığım müziğin yalın ve popüler olmasını isterim, ama bunun dışında onun ayakta kalmasını sağlayan bir gurur taşımasını da isterim. İşte klasik müzik ile yalınlık arasında kurduğum dengedir bu.

Film müziği, tekrarları sayesinde bizi zamanın içinde başka bir zamana götürmelidir. Müzik gerçekliğe dokunabilmek için anılara dokunmalıdır. Zamanı genişletmelidir.

Yazdığınız parçalar kişisel midir, yoksa tamamen filmden mi kaynaklanır?

Her ikisi de. Benim filme olan katkım her zaman kişiseldir. Kendi tekniğimi, fantezilerimi ve fikirlerimi koyarım. Bunları, filmin anlatımını yoğunlaştırmak için kullanırım. Bu da filme benim kişisel katkımdır. Genellikle yönetmenler benden istediklerini söylerler, ama asıl istedikleri başka bir şeydir. Önce gerçekte ne istediklerini anlamaya çalışırım. Bazen de söyledikleri doğru, ama müzikal açıdan ifadeleri yanlıştır. Bu yüzden onların söylediklerini ve istediklerini yorumlamanız gerekir. Kimi zaman karşılıklı olarak anlaşırız, kimi zaman ise yönetmenin söylediklerini yorumlamam gerekir. Her iki durumda da çalışma başarıyla sonuçlanır. Pasolini bana bir şey öğretmişti. Bunu her zaman hatırlarım. Sinema için müzik yazarken koşulların dışında kalmam gerektiğini söylemişti. Sinemanın gerektirdiği koşulların üstünde kendime ait bir özgürlük alanı bulmam ve o şekilde çalışmam gerektiğini söylemişti. Sinema için müzik yazıyor olma gerçeğinin bestecinin otonomisini elinden almaması gerektiğini düşünürdü, ki ben de buna inanıyorum. Pasolini, koşulların ötesine geçen bu duruma Yeni Bağımsızlık adını vermişti. Benim için bu temeldir.

https://youtu.be/h1PfrmCGFnk

Görüntülere farklı anlamlar yüklemeye çalıştığınız oluyor mu?

Deniyorum, çünkü müzik aracılığıyla bir filme yapabileceğim en büyük katkı budur.

Soundtrack’in işlevi nedir?

Eğer film bir yazarın eseri ise, müzik, filmin o yazar tarafından yazıldığını hissettirecek şekilde olmalıdır. Film müziğinde anlam ve akıl olmalıdır; bir enstrüman rengi, bir işaret, bir ritm. Film müziği, tekrarları sayesinde bizi zamanın içinde başka bir zamana götürmelidir. Müzik gerçekliğe dokunabilmek için anılara dokunmalıdır. Zamanı genişletmelidir.

Müziğin, şiddetin nedenlerini ortaya çıkaracak biçimde olmasına çalışırım. Eğer şiddet insani bir şiddet ise, şiddetin kurbanlarına karşı değil, onu uygulayanlara karşı da merhametin olması gerektiğini öne çıkarmaya çalışırım.

Şiddet filmleri için müzik yaptığınız zaman, şiddeti iletebilmek amacıyla şiddeti mi düşünürsünüz?

Müziğin, şiddetin nedenlerini ortaya çıkaracak biçimde olmasına çalışırım. Eğer şiddet insani bir şiddet ise, şiddetin kurbanlarına karşı değil, onu uygulayanlara karşı da merhametin olması gerektiğini öne çıkarmaya çalışırım.

Bir film müziğini yazmanız ne kadar süre alır? Örneğin Bir Zamanlar Amerika’nın müziği ne kadar sürdü?

Çok uzun. Yıllarca. Sergio Leone bana bol bol vakit verdi, ben de hepsini kullandım. Ben, bana verilen süre içinde çalışırım. Eğer üç ay verilirse, üç ayda bitiririm.

Diğer klasik müzik bestecileri, yani meslektaşlarınız size nasıl bakıyor?

Net olmayan bir şey var, bana bakışlarında. Bir tür önyargı. Benden şüpheleniyorlar. Ama yaptıklarımı takdir ediyorlar.

Bir tür müzik fabrikası yönettiğinize, maaşlı besteciler çalıştırdığınıza dair söylentiler var.


Öyle bir şey yok. Müzik fabrikası da ne demekmiş? Kim söyledi bunu size? Bana isim verin!

Bu kadar çok popüler ezginin tek bir kişinin ellerinden
çıkamayacağı mı düşünülüyor acaba?

Her şeyi, tek tek, son notasına kadar elimle yazarım. Her gerçek bestecinin yaptığı gibi.

Her şeyi, tek tek, son notasına kadar elimle yazarım. Her gerçek bestecinin yaptığı gibi.


Pop dünyasında bir ikon haline geldiniz. Artık yönetmenlerin dışında, Pet Shop Boys’un izinden giden pop grupları sizinle çalışmak istiyor.


Birçok pop grubu müziğimde kendilerini keşfediyorlar. Özellikle kariyerimin ilk döneminde yazdığım parçalarda. Ve müziklerimin parçalarını kendi albümlerine katıyorlar.

Ne hissediyorsunuz peki?

Mutsuz olmadığımı söyleyebilirim.

Böylesine mitleştiğinizi görmek şaşırtmıyor mu sizi?

Popüler ikonografiye dahil olan belli başlı filmlere müzik yaptığım için oldu bu. Bu filmlerin müziklerinde popüler müziğe ve özellikle folka yaslandığım, genç izleyiciler bu filmlerde ve dolayısıyla benim müziklerimde kendilerini keşfettikleri için benimle özdeşleştiler. Benim müziğimde, en azından bazı filmlerdeki müziğimde popüler bir iletişim dili buldular. Bu beni mutlu ediyor, çünkü ben de onların inandıkları şeyleri kendi içimde yeniden keşfettim.

Pop gruplarıyla sürekli çalışmayı düşünür müsünüz?

İsterdim, ama vaktim yok. Benimle yapılan bir işbirliğinin iyi bir sonuç verip vermeyeceğinden de emin değilim. Ben her şeyi son notasına kadar yazan geleneksel bir besteciyim. Pop grupları ise doğaçlama ağırlıklıdır. Bense masamda oturur ve yazarım. Benim anladığım anlamda beste, tarihin bir parçasıdır.

Roll, özel sayı no 1, Kasım 1997


https://youtu.be/fKLowu0OwrU?t=8